En zengin yüzde 1'in karbon salımını azaltması şart!

Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, dünyanın en zengin yüzde 1 diliminde yer alanların yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıkları, en yoksul yüzde 50'nin toplamının yol açtığı karbon emisyonunun iki katından daha fazlasına yol açıyor.

En zengin yüzde 1'in karbon salımını azaltması şart!

BM raporuna göre, bu yüzyıl sonuna kadar iklim değişikliğinin tehlikeli boyuta ulaşmaması için bu kesimin karbondioksit (CO2) ayak izlerini hızla azaltması gerekiyor.

Raporda, Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan kısıtlamaların iklim üzerinde uzun vadeli olumlu etkilerinin olmayacağı belirtiliyor.

Ancak ekonomide güçlü bir çevre dostu canlanma, küresel sıcaklık artışının sadece 2 dereceyle sınırlanmasını sağlayabilir.

BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan raporda, koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl karbon salımında yüzde 7 düşüş olacağı, ancak bunun 2050'ye kadar sıcaklık artışını sadece 0.01 derece azaltacağı belirtiliyor.

Raporda, hükümetlerin CO2 salımını azaltmak için hazırladıkları planların yanı sıra tek tek bireylerin tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzlarının rolü de ele alınıyor.

En yüksek gelir dilimindeki yüzde 10'luk kesim, kara ulaşımında kullanılan toplam enerjinin %45'ini, hava ulaşımında ise %75'ini tüketirken, en yoksul yüzde 50'nin payı ise sırasıyla %10 ve %5'te kalıyor.

Bu yüzyılın sonunda sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlı tutmak için, kişi başı CO2 salımının 2030'a kadar 2,5 ton ile sınırlandırılması gerekiyor.

Bu, en yoksul yüzde 50 için karbon ayak izinde 3 kat artış anlamına gelirken, en üstteki yüzde 10 için mevcut miktarın onda biri düzeyinde bir azalma ifade ediyor.

En üst yüzde 1'lik dilim açısından ise bu, mevcut seviyenin 30 kat azalması demek.

UNEP sorumlusu Inger Anderson bu durumu şu sözlerle ifade ediyor:

"En zenginler en büyük sorumluluğu taşıyor. Dünya nüfusunun en zengin %1'inin karbon emisyonu, en yoksul %50'nin toplamının iki katından fazla. Paris İklim Sözleşmesi hedeflerine ulaşmak için bu elitlerin mevcut karbon salımını 30 kat azaltması gerekecek."

Uzun mesafeli uluslararası bir gidiş-dönüş uçuştan vazgeçmek demek, kişisel CO2 ayak izinde iki tona yakın azalma sağlıyor.

Bir hanede yenilenebilir enerjiye geçiş sayesinde kişi başına karbon salımında 1,5 ton düşüşe tekabül ediyor.

Vejetaryen diyete geçiş ise yarım tona yakın karbon azalması anlamına geliyor.

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam'ın iklim politikası sorumlusu ve raporun yazarlarından Tim Gore, "UNEP raporu zengin azınlığın aşırı tüketiminin iklim krizini ağırlaştırdığını gösteriyor; oysa bunun bedelini yoksullar ve gençler ödüyor" diyor ve ekliyor:

"Hükümetler zenginlerin karbon ayak izini azaltıp, milyonlarca insanı temel enerji ihtiyacından yoksun bırakan eşitsizliğe son vermezse karbon salımıyla ilgili açığın kapatılması pratik ve politik açıdan mümkün olmaz."

Bireylerin yapacağı yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarına yönelik değişikliklerin yanı sıra, hükümetler için de Covid-19 salgınının ekonomide yol açtığı yıkımın giderilmesinde çevre dostu uygulamalara geçilmesi çağrısı yapılıyor.

Inger Anderson'a göre, "2020 yılı kayıtlardaki en sıcak yıllardan biri olacak görünüyor; orman yangınları, fırtınalar ve kuraklıklar büyük tahribata yol açıyor. UNEP'in raporu, salgının yol açtığı ekonomik yıkımı çevre dostu politikalara dayalı bir ekonomik canlanma ile aşmanın sera gazı salımını azaltacağını ve iklim değişikliğini yavaşlatabileceğini gösteriyor."

Bu alandaki girişimler yetersiz bulunurken, 2050'ye kadar karbon emisyonunu sıfırlama hedefini açıklayan ülkelerin sayısındaki artış olumlu karşılanıyor.

Ancak yüzyıl sonunda kadar sıcaklık artışını 2 derecenin altında sınırlama hedefine ulaşmak için Paris Sözleşmesi'nde dile getirilen çabaların üçe katlanması, 1,5 derecenin altında tutulması içinse beşe katlaması gerekiyor.

Uzmanlar, 1,5 derecenin üzerindeki sıcaklık artışının gezegendeki etkilerinin aşırı fazla olacağı uyarısında bulunuyor.

Kaynak BBC 

Evrim Hüsem

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER